Novartis.com.tr | İletişim | Yardım |Büyük Metin BoyutuNormal Metin Boyutu

Novartis Onkolojiye Hoşgeldiniz

 

 

 

    

 

MEME MUAYENESİ

Kanser Nedir?

Kanser, Latincede yengeç anlamına gelen "crab" sözcüğünden türetilmiştir. Yunanlı hekim Hipokrat, hastalığın başladığı bölgeden diğer organlara yayılmasını gözlemleyerek bu tanımlamayı yapmıştır.

Kanser vücuttaki bir hücre grubunun farklılaşarak, aşırı ve kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu meydana gelmektedir.

Normalde hücrelerin büyümesi ve çoğalması bir düzen içerisinde olmaktadır. Buna paralel olarak doku ve organlar da görevlerini normal olarak yapabilmektedirler. Ancak bu hücreler anormal şekil ve hızda büyümeye ve çoğalmaya başlarlarsa, tümör adı verilen kitle oluşumuna yol açarlar. Bu anormal hücrelerin köken aldığı organa göre hastalık adlandırılır. (Akciğer kanseri, meme kanseri, prostat kanseri vs.). Genelde tümör tespit edilmeden önce milyonlarca anormal hücre sayısına ulaşması gerekir. 1 cm büyüklüğündeki bir tümör kitlesi, yaklaşık 1012 (1 trilyon) hücreden meydana gelmektedir.

a. Tümör Çeşitleri
Başlangıç bölgeleriyle sınırlı kalan ve yavaş çoğalan hücrelerden oluşan tümörlere iyi huylu (benign) tümör adı verilir. Kistler, siğiller, benler ve polipler benign tümörlerdir. Bunlar vücudun diğer bölgelerine yayılmazlar. Ameliyatla tamamı çıkarılınca da tekrar büyümezler.

Kötü huylu (Malign) tümörler hızla büyüyen anormal hücrelerden oluşur. Bu tümörler diğer dokulara yayılarak oradaki normal hücrelerin yaşamını bozup bir çeşit istila yapmak eğilimindedirler. Malign hücreler, hızla üremelerini sağlayan özelliklere sahiptirler ve genetik yapıları bozulmuş olduğu için anormal proteinler üretirler. Malign hücreler bu özellikleri sayesinde, mikroskobik olarak diğer hücrelerden ayırt edilebilirler. Bu mikroskobik incelemeyi yapan bilim dalı da "Patoloji" dir.

b. Metastaz
Metastaz; kanserli hücrelerin köken aldıkları tümörden ayrılarak, lenf sistemine veya kan dolaşımına girerek diğer organlara taşınması demektir. Bir kere taşındıktan sonra kanserli hücreler hızla çoğalıp büyüyerek o organlarda yeni tümör kitleleri oluştururlar. Sonuçta organların fonksiyonları bozarak hastanın hayatını tehdit edebilirler.

c. Kanserin Sınıflandırılması-İsimlendirilmesi
Kanserler, ortaya çıktıkları organa veya köken aldıkları hücre-doku tipine göre sınıflandırılırlar. Organlara göre akciğer, mide, cilt kanseri gibi isimler alırken, hücre tipine göre karsinom, sarkom, lösemi ve lenfoma gibi ana başlıklar altında adlandırılır. Sonuçta; mide adenokarsinomu, akciğer küçük hücreli karsinomu, kemik sarkomu gibi tanımlardan bahsedilir. İnsana ait kanserlerin yarısına yakını akciğer, meme, prostat veya barsakta ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle araştırmaların çoğu bu alanlar üzerine odaklanmış durumdadır.

2. Kanser Nasıl Oluşur? Kanserin hücre içindeki gelişimi hemen tamamlanmaz. Kanserli hücreye dönüşmeden önce, o hücrenin genetik bilgisinde (DNA'da) pek çok değişiklik olması gerekir. Hücrelerin anormal büyüme süreci adım adım gelişir. Her bir genetik değişiklik, hücreyi anormal büyüme sürecinde biraz daha ileriye taşır. Bütün hücrelerin genetik özellikleri tıpatıp aynı olmadığı için, genetik değişikliklerin ne zaman gerçekleşeceğini tahmin etmek imkansız gibidir. Dolayısıyla bazı kanser tipleri oldukça yavaş bir seyir gösterirken, bazıları ise hızla ilerleyip bir kaç ayda kişinin sağlığını bozabilir.

Kanserin Evreleri
1. Evre, kanser hücreleri normal hücrelerden ayırt edilebilirler. Kanser hücreleri halen bölgeseldir (genellikle yerinde kanser olarak adlandırılır) ve tümörün cerrahi olarak alınması ile tam bir tedavi mümkündür.
2. Evre, tümör büyüklüğü artar. Kanser hücreleri yakın çevresindeki lenf düğümlerine ulaşabilir ve dokulara yayılma eğilimindedir.
3. Evre ile birlikte, tümör çevre bölgelere doğru ilerler.
4. Evrede, tümörler vücudun diğer bölgelerine yayılır.

Kanserin hücre içindeki gelişimi hemen tamamlanmaz. Kanserli hücreye dönüşmeden önce, o hücrenin genetik bilgisinde (DNA'da) pek çok değişiklik olması gerekir. Hücrelerin anormal büyüme süreci adım adım gelişir. Her bir genetik değişiklik, hücreyi anormal büyüme sürecinde biraz daha ileriye taşır. Bütün hücrelerin genetik özellikleri tıpatıp aynı olmadığı için, genetik değişikliklerin ne zaman gerçekleşeceğini tahmin etmek imkansız gibidir. Dolayısıyla bazı kanser tipleri oldukça yavaş bir seyir gösterirken, bazıları ise hızla ilerleyip bir kaç ayda kişinin sağlığını bozabilir. 1. Evre, kanser hücreleri normal hücrelerden ayırt edilebilirler. Kanser hücreleri halen bölgeseldir (genellikle yerinde kanser olarak adlandırılır) ve tümörün cerrahi olarak alınması ile tam bir tedavi mümkündür. 2. Evre, tümör büyüklüğü artar. Kanser hücreleri yakın çevresindeki lenf düğümlerine ulaşabilir ve dokulara yayılma eğilimindedir. 3. Evre ile birlikte, tümör çevre bölgelere doğru ilerler. 4. Evrede, tümörler vücudun diğer bölgelerine yayılır.

3. Kanser Kalıtsal mıdır?
Yakın akrabaları kanserden ölen pek çok kişi "kanser olacak mıyım?" kaygısını taşır. Yapılan bilimsel çalışmalar, birkaç özel durum dışında meme, akciğer, prostat, barsak ve deri kanseri de dahil pek çok kanserin %90-95'inin kalıtsal olarak geçmediğini belirtmektedir.

Karışıklık genellikle "genetik" ve "kalıtsal" kelimelerinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Bu iki kelime tam olarak eş anlamlı değildir. Kırmızı kan hücreleri hariç tüm hücreler gelişimimizi sağlayan, döllenmiş yumurtada bulunan kromozom ve genlerin birebir kopyalarını taşır. Deri, akciğer, mide hücreleri gibi vücudumuzun herhangi bir hücresinde bulunan kromozomlardaki genler çevre koşulları ile kimyasal olarak değişime uğrayarak normal hücrelerin kanser hücrelerine dönüşümüne sebep olabilir. Genler, kişinin vücut hücrelerinde sonradan değişime uğradığı için kanser genetik bir hastalıktır fakat ailesel bir hastalık değildir; çünkü kusurlu genler pek çok vakada aileden geçmemiştir.

Yakın akrabalardan birçoğunun kansere bağlı olarak hayatını kaybetmesi, kanserin kalıtsal bir hastalık olduğu anlamına gelmez. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, Amerika'da her beş ölümden birinin sebebinin kanser olduğunu göstermiştir. Eğer 10 tane yakın akrabanızı kaybettiyseniz, muhtemelen 2 veya 3'ünün ölüm nedeninin kansere bağlı olması ailesel değil istatistiksel bir sonuçtur. Eğer bu kişilerin hepsi sigara içiyorsa, 10 kişiden 3 veya daha fazlasının kansere bağlı olarak hayatını kaybetmesi şaşırtıcı değildir.

2. Dünya savaşındaki askerler ile yapılan bir çalışmada 15.000 tek ve çift yumurta ikizinin sağlık durumu savaşdan sonra takip edilmiş, kanser tanısı yönünden ikizlerde hiçbir farklılık gözlenmemiştir. Yani tek yumurta ikizlerinden birinin kansere yakalanması durumunda diğer ikizin de yakalanma oranı topluma göre daha fazla bulunmamıştır.

Kanser vakalarının çok azı ailesel faktörlerden etkilenir. Bu nadir grupta kansere duyarlı genler ailenin diğer üyelerine geçer. Bu genler direkt olarak kansere neden olmaz; fakat bu tür genleri taşıyan kişileri, kansere neden olan çevresel faktörlere daha duyarlı hale getirir.

Son yıllarda bazı kanserlere duyarlı genler tespit edilmiştir. Bu genlerin çoğunun belirli organlarda kansere neden olduğu görülmüştür: BRCA1 ve BRCA2 genleri meme ve over kanserlerine; APC, MSH2 ve MLH1 genleri de barsak kanserine duyarlıdır. Bu genlerin, mutant (anormal) kopyalarını taşıyan insanlarda bazı kanser tipleri topluma oranla daha sık gözlenir. Her şeye rağmen kişinin yaşam tarzı, (diyet, sigara, alkol tüketimi) kansere zemin hazırlaması açısından, bu genlerden daha etkili olduğu gözükmektedir.